Bussola Hotel

TÜR

Hotel

TASARIM

Archive+LAB

YER

İstanbul, Turkey

ALAN

1.075 Sqm

MÜŞTERİ

Özel Kişi

DURUM

Geliştiriliyor

Bussola Hotel, yüzyıllardır İstanbul’un tarihi ve kültürel zenginliklerinin merkezi konumunda olan Beyoğlu’nun Tünel bölgesinde bulunan ve inşaası 20. Yüzyıl’ın başlarında tamamlanan bir binada konumlanıyor. İstanbul’un en kozmopolit semtlerinden biri olan Beyoğlu’nun genel mimari yapısı, 18. Yüzyıl’dan itibaren Avrupa etkisiyle gelişmesine dayanır. 20. Yüzyıl’da artan gelişim hızıyla birlikte bölgede bulunan bahçeli evler, yerini yüksek katlı çağdaş binalara bırakmıştır. Bu dönemde yapılan binaların cephelerinde Art Nouveau üslubu dikkat çekmektedir. Bussola Hotel’in konumlandığı bina da aynı döneme ait bu tarihi binalardan biridir.

Renovasyonu 2015 ‘in ikinci yarısında tamamlanacak olan otelin iç mimari tasarımı ve projelendirmesi Archive+LAB imzası taşıyor. Otelin tasarım fikri olan “varolan yapıyı koruma güdüsü” Yunan mitolojisindeki, kendi yarattığı esere aşık olan heykeltraşı konu alan Pymalion Efsanesi’nden ilham alıyor. Yüksek katları, işlemeleri tavanları ve kusursuz ahşap oymaları ile hayranlık hissi uyandıran bina, yeni bir tasarıma uymaktansa, tasarımcıyı cesur bir şekilde kendi mimari ruhuna uymaya sürüklüyor.

Binanın mimari ruhunun korunması üzerine kurulan tasarım fikri, modern malzemelerin Art Nouveau akımından ve 19. Yüzyıl Fransız mimarisinden etkilenen formlarla sentezlenmesiyle tamamlandı. Tasarımın ana rengi olarak, binanın temel rengiyle uyumlu olan kırık beyaz seçildi. Kırksekiz odalı butik otelin tüm mekanlarında kullanılan diğer bir renk ise Bussola Hotel için özel olarak üretilen kobalt mavisi. Bu renk, kullanıldığı mekana çarpıcılık katarken, otelin dinamik işletme felsefesine radikal göndermeler yapıyor.

Otelin giriş katında konumlanan resepsiyon ve lobi alanının en dikkat çekici mimari elemanı resepsiyon bankosunun arkasında bulunan vitrin görevi gören interaktif duvar. Rekolte valizlerin, eski İstanbul haritalarının ve eski otel odası anahtarlarının farklı katmanlarda düzenlenmesiyle oluşturulan duvar mekanın sıcaklık hissini arttıran öğelerden. Resepsiyonun hemen yanında bulunan lobi, kırık beyaz söve ve çıtalarla birlikte kobalt mavisi kumaş kaplama duvarlardan oluşuyor. Restore edilen tarihi şömine, lobinin çarpıcı elemanlarından. Mekanın tavanlarındaki tarihi işlemeler ve oymalar gerekli tadilatlardan geçirilerek olduğu gibi bırakılıyor. Zemin, iki farklı İtalyan mermerin kullanımıyla Bussalo Hotel için tasarlanan desenden oluşuyor. Desenin tasarımı, İtalyanca pusula anlamına gelen ve otele adını veren “bussola” kelimesine ait soyut izler taşıyor.

Üç farklı oda tipinin bulunduğu otelde, tüm odalarda aynı mimari dil kullanılıyor. Otelin hali hazırda sahip olduğu, 20. Yüzyıl Fransız mimarisinden izler taşıyan klasik formlara sadık kalınan odalarda, modern malzemeler kullanılarak eski ile yeni arasında dengeli bir uyum sağlanıyor. Oda zeminlerinde de lobide kullanılan desen kullanılıyor ancak bu sefer oda girişlerinde ve banyolarda masif ahşap ve mermer malzemesi kullanılırken, yatağın bulunduğu bölümde aynı desen halı olarak devam ediyor. Odaların geneline kırık beyaz tonları hakimken yatak başından başlayarak karşı duvarda tekrar zeminle birleşen kobalt mavisi kumaş kabuk odanın enerjisini yükselten diğer bir öğe. Sabit mobilyaların, çıtalı camlardan üretilmesiyle modern ve klasik stillerin uyumuna gönderme yapılıyor.

Teras katında bulunan Leb-i Derya manzaralı lounge-restaurant bölümü, üzeri açılır polikarbonat malzeme ile tasarlandı. Restoran ile lounge alanları arasındaki geçiş kot farkı nedeniyle merdiven ile sağlanıyor. Lounge alanının girişinde ise duvarları saran Archive+LAB tasarımı kitaplık bulunuyor. Aynı kitaplık kot farkının düşmesiyle restoran alanına geçerken şaraplığa dönüşüyor. 6 metrelik özel üretim mermer bar teras katının dikkat çeken temel öğelerinden.

Projede kullanılan mobilya ve aydınlatmaların tamamı Archive+LAB ürün tasarımı ekibi ve Archive’ın İtalyan çözüm ortakları tarafından sağlanıyor.